“war of the worlds” yahut “dunyalarin savasi”: bir daha olur mu?

gectigimiz pazar aksami oldukca gec bir saatte, evde masamin basinda oturmus ve icim gecmis bir halde makale okumaya calisirken, telefonumun ekraninin aydinlandigini farkettim: uyesi oldugum bir internet gazetesinin, amerikan baskani obama’nin beklenmedik bir sekilde yarim saat icinde halka seslenecegini ve ne konuda konusacaginin bilinmedigini soyleyen son dakika haberinin uyarisiydi. boyle uyarilar oldugunda telefonum ses cikarmiyor veya titremiyor ama, nasil olduysa farkettim iste.

o dakikadan sonra, obama konusana kadar, yaklasik bir bucuk saatimi bilgisayar karsisinda kilitli bir sekilde gecirdim. yalniz ben degil, bir yandan mesajlastigim bir cok arkadasim da oyle. ilk bir saat kadar resmi bir aciklama olmamasina ragmen, sosyal medya aglari ve haber sayfalarinin okuyucu yorumlarinda fbi’in bir numarali aranan teroristi bin ladin’in sonunda bulunup olduruldugu, cesedinin amerika’ya getirilmis oldugu ve obama’nin da aciklayacagi konunun bu oldugu dedikodusu yayildi. basta bunun gercek bir dedikodu oldugunu ve insanlarin birbirini galeyana getirmekten baska bir sey yapmadigini dusundum ama takip etmeye devam ettim ister istemez (itiraf ediyorum: tipki ibrahim tatlises’in vurulmasinda yan odadan canli “tweet”leyen genci takip ettigim gibi).

bu dedikodulari takip ederek obama’nin cikmasini beklerken, bir anda haber kanallari bunu gercek bir haber olarak vermeye basladilar. beyaz saray’dan istihbarat almislardi: obama’ya golge dusurmek istemedigi icin ismini vermek istemeyen yuksek mevkiden bir yetkili resmi olarak bin ladin’in olduruldugunu duyurmustu. bununla birlikte, sanal alemin amerika kiyilarinda bir anda bir bayram havasi estirmeye basladi. haber spikerleri ciddiyetlerini koruyor, ancak bu gelismenin ne buyuk bir basari ve uluslararasi adalet ornegi oldugu uzerine her bulduklari “yetkili” ile mulakat yapiyorlardi. internet gazetelerinin okuyucu yorumlari bolumu, baskana tebrik, bin ladin’e lanet, 11 eylul’de olenleri anma gibi mesajlarla dolup tasiyordu. dahasi, herkeste bir, artik dunya bambaska bir yer olacakmis izlenimi. bazisi artik havaalanlarindaki guvenlik onlemlerinin dahi hafifleyecegini, artik cok daha huzurlu yasayacagimizi iddia ediyordu. bu surreal havanin icerisinde, baskan bir saat gecikmeyle, beyaz sarayin bir koridoruna uzanan 5 kapidan birinden cikarak kamera karsisina geldi ve bin ladin’in olduruldugunu aciklayarak, 11 eylul’de ve sonrasinda kaybedilen 3000 kusur amerikali’nin adaletlerine kavustugunu, amerika’nin birliginden dogan kuvvetiyle, neredeyse 10 yil sonra da olsa, zor olani basardigini soyleyen bir kisa konusma yapti. (Konusmasi bitince de, karsisinda seyirci olmadigi icin alkis falan almadan, arkasini donerek, usul usul geldigi koridordan yuruyup bes kapinin birinden iceri girdi ve yayin oyle kesildi – biraz komik oldu esasen!)

ilk basta haber kanallari amerika’nin bu durumu kanitlamasi gerekecegini soylerken, ertesi gun bin ladin’in denizde gomulmus oldugu ve uc gun sonra da baskan’in fotograflarin yayinlanmamasina karar verdigi aciklandiginda, bu kanitlama sorumlulugundan bahsetmez oldu. ayni sekilde, kimse neden yakalanip uluslararasi ceza mahkemelerine cikarilmak yerine, bu terorist oldugu iddia edilen adamin (ve bir esinin) olduruldugunu sorgulamadi. en azindan amerika’da. bu yakada herkes icin durum cok basit ve sahane – kotu adam olduruldu. neyse, bunlari esas anlatmak istememin sebebi, olayin bir anda ne kadar usul usul gelistigi, insanlarin ne kadar cabuk icsellestirdigi, ve pek kimsenin de duyduklarini bir durup iki dakika tartmadigini hissetmis olmamdi. esas konum soyle…

gunlerdir tum bunlari dusunurken, bu aksam tesadufen, o cok sevdigim, herkese her zaman bahsettigim radiolab‘in, 3-4 yil oncesine ait bir programini dinliyordum. programin adi war of the worlds, ve ismini h.g. wells‘in bilim kurgu romanindan, ancak esas olarak orson welles‘in bu romani radyo tiyatrosu olarak uyarlayisindan aliyor. romani okumadim ama, 2005 yapimli azicik fiyasko olan hollywood uyarlamasini izlemistim. ozetle, once mars yuzeyinde garip, anlasilamayan hidrojen patlamalari silsilesi oluyor, devaminda da marslilar dunyayi ele geciriyor!

1938 yilinda amerika’da, henuz pek unlu olmayan yonetmen orson welles, cadilar bayrami gecesi bu romani radyo tiyatrosu olarak yapmaya karar veriyor. o sirada welles’in programi pek populer olmadigindan, ve ayni saatte cok daha populer olan baska bir program oldugundan, programin en basinda welles’in kendi sesiyle yapilan tiyatro duyurusunu pek kimse duymuyor. ancak, esas populer olan program bir hata yapip da pek sevilmeyen bir sanatciyi cikarmaya karar verince, 12 milyon kisi radyosunun ayarini welles’in programinin oldugu kanala, cbs’e ceviriyor. programi yarisindan yakalayan 12 milyon kisi, o siralarda h.g. wells’in romani cok populer ve bilindik olmasina ragmen, normal bir radyo yayinin arasina giriyormus susu verilmis ve dunyaya marslilarin saldirdigini aciklayan son dakika uyarilarini duymaya basliyor, ve yarisindan cogu gercek olmadigini anlamiyor. bir noktada bu uyarilar kesiliyor, cunku marslilar radyo yayininin yapildigi yere saldiriyor (sozde) ve boylece tiyatro da sona eriyor. welles yayina cikip tiyatronun sonunu duyuruyor ama, bu sirada 12 milyon kisiden bunun tiyatro oldugunu anlamayan 2/3u, ciddi panik yasiyor – kafasina havlular sararak (hidrojen saldirisi korkusuyla) evinden kacmaya calisirken dusup kolunu bacagini kiranlar girla (imis). aslinda bu olayi daha evvel duymustum ama, radiolab hatirlatmis oldu. bir de gercek kayitlari duyabilmek icin radiolab’in bu programiniĀ dinlemenizi tavsiye ederim, cok keyifli. ama bir de soyle bir detay var…

adini kacirdim ama 1950lerde biri cikiyor diyor ki, boyle bir durum bir daha olmaz cunku 1938’de bu dunya ne atom bombasini gormustu, ne aya roket gonderildigini. artik insanlar o kadar naif degil, hayat cok daha sofistike. radiolab’in medyanin insanlar uzerindeki gucunu ele alan bu programi da zaten bu soruyu soruyor: bir daha insanlar boyle bir seye kanar mi? ben de kalkip komplo teorilerine girisip, amerika’nin butun bu bin ladin olayini kurguladigini iddia etmeyecegim cunku bilmiyorum haliyle. ancak, su adini ve vasfini hatirlamadigim adamin buyuk bir yanilgi icerisinde olduguna eminim. olan biten neyden eminiz ki, yarin obur gun boyle bir sey yapilsa kanmayalim pek cogumuz. belki de yapiliyor da, sonunda orson welles gibi bir gur ses cikip, “ce-ee!” demiyor.

bu yaziyi da aslinda boyle karamsar, “cynical” bir edayla yazmak degildi amacim ama oyle oldu sanki istemeden. aslinda sadece cok enteresan geldi, hem pazar aksami canli sahit oldugum bin ladin olayi, hem de gayet tesadufi bir sekilde bu aksam bu programi dinlemis olmam. bir de enteresandir, ne zaman su radiolab’in rastgele bir programini secip dinlesem, hep o aralar uzerinde dusundugum, okudugum bir seye dair bir program cikiveriyor karsima. pek garip.

neyse, oyle bir yazi oldu bu da iste…gercek hayatla, (bilim) kurgunun arasindaki cizginin inceligine dair?

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s