bilimden, hop!, nazara…

orta okulda, kendini bilime adamis gibi gorunen, stereotipik (evet, bu turkce bir kelime olmayabilir) bir sekilde “fen hocasi” hissi veren, bakimsizcana bir kadin fen ogretmenimiz vardi. severdim – yazik ki ismini hatirlayamiyorum su anda. cok severdim ama ben feni daha o zamandan. ve o zamanlar, ve aslinda genelde, babam giderdi veli toplantilarina (bir de annemin kotu anilari var veli toplantilariyla ilgili – bilen bilir). bir gidisinde de, bu ismini hatirlayamadigim ogretmenim benim icin, bilimadami degil de, bilim kadini olacak demisti. neden hatirliyorsam bunu.

ama bilim kadini oldum denebilir herhalde. ya da arkadasim beyza‘nin benim icin uygun gordugu isimle “cagdas dusunur” (koltuklarim kabarik). tabii cagdas dusunurlerin bilimsel olmasi gerekmeyebilir ya neyse. ya da bir cus diyelim aslinda, bunlarin hic birini olmadim da, bu yollarda debeleniyorum daha ziyade. ama var bir bilimsel, bir rasyonel olma cabasi, sordugum sorulari bilimsel olarak kanitlama istegi, tanriya inanmakta zorlanma, freud’u, yanlis veya dogru oldugu kanitlanamaz oldugu icin bilimsel anlamda gecersiz sayma, vesaire.

tum bunlarin yani sira, bugun isi gucu birakip, hidirellez diye, kendime bir dilek kagitcigi hazirlayip, (cifte sans getirsin diye?) uzerine ufak da bir nazar boncugu ilistirip, sezen aksu’nun sarkisini mirildanaraktan, gul dali bulamadigim icin nehir kenarina inip (?), tatli kasigimla nemli yumusak topragi eseleyip dileklerimi gomdum. eve donerken yol boyu sunlar gecti aklimdan:

– o kadin gidip eseler mi acaba topragi, ne yaptigimi meraktan. turkce yazdim anlamaz da, ya dileklerim kabul olmazsa topraktan cikarilirlarsa.

– acaba cok mu yuzeye gomdum. usenmeyip az daha eseleseydim ya. ya dileklerim kabul olmazsa topraktan cikarilirlarsa.

– cok mu diledim yahu ac gozluler gibi. bu kadar cok dilegi kabul eder mi ki, her kim sorumluysa.

sorunca insanlar, fala da inanmiyorum ben. ve kahve icmedigimden degil de, fala inanmadigimdan hic baktirmadim kahve fali. ama bak, madem faldan laf acildi, her an cuzdanimda tasidigim, vefa’daki ayin biri kilisesinden okunmus dilek anahtarlarim var…

…di. yakin zamanda nasil olsa dilediklerim gerceklesmedi (ve gercekci bakinca, gerceklesmeyecek) diye, yeni tanisip cabucak sevdigim bir arkadasima veriverdim, belki ona yarar iyi dilekler diye. dileklerimin gerceklesmemis olmasi, anahtarlarin gucunu sorgulatmiyor. ne de olsa “hayirlisiysa…” diye dilemistim dilekleri. cunku isin gercegi, insan her zaman onceden bilemiyor neyin hayirli oldugunu, ben kendimi saglama alayim da…

bugun de iste, evrene saldim dileklerimi. hayirlara vesile olsun insallah. simdi en iyisi bir kac bilimsel makale daha okuyayim. cunku (hizla yaklasmakta olan) prelim’leri dilek kagitcigima yazmayi unuttugumu farkettim su anda…

Advertisements

2 responses to “bilimden, hop!, nazara…

  1. Akilli bilim insanim benim ne de guzel anlatmissin esasinda mutlak acz icindeki biz fani insan turunun durumunu ve ne kadar sevimli ve samimi bir bicimde…

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s